Yargıtay’ın Araç Değer Kaybı Davalarına İlişkin Kritik Kararı ve Yeni Dönem

Trafik kazaları sonrasında araç sahiplerinin karşılaştığı en büyük maddi kayıplardan biri, aracın onarılmış olsa dahi "kazalı" statüsüne geçerek piyasa değerinin düşmesidir. Bu duruma "Araç Değer Kaybı" denir. Son dönemde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları ve ardından gelen Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, değer kaybı hesaplamalarında dengeleri araç sahipleri lehine değiştirmiştir.

Bu yazımızda, Yargıtay’ın değer kaybı hesaplamasındaki "Piyasa Rayiç Değeri" vurgusunu ve sigorta şirketlerinin sorumluluk sınırlarını yeniden çizen hukuki yaklaşımı inceleyeceğiz.

Yargıtay Kararı Neyi Değiştirdi?

Eskiden sigorta şirketleri, Trafik Sigortası Genel Şartları’nda yer alan karmaşık matematiksel formüllere dayanarak hesaplama yapıyor ve genellikle araç sahiplerine piyasa gerçeklerinin çok altında ödemeler çıkarıyordu.

Yargıtay, verdiği emsal kararlar ile "Gerçek Zarar" ilkesini benimsemiştir. Buna göre; değer kaybı tazminatı hesaplanırken, sigorta genel şartlarındaki soyut formüller yerine, aracın kaza tarihindeki serbest piyasa alım-satım rayiçleri esas alınmalıdır. Yani Yargıtay, "Formül ne diyorsa o" anlayışını reddedip, "Piyasada bu araç ne kadar değer kaybetti?" sorusunun cevabını aramaktadır.

Kilometre Sınırı ve Plastik Tampon Parçaları

Geçmiş uygulamalarda, belirli bir kilometrenin üzerindeki (örneğin 165.000 km üstü) araçlar veya plastik tampon aksamındaki hasarlar için değer kaybı ödenmiyordu.

Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin müdahaleleriyle bu katı sınırlamalar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Yargıtay, bir parça değişimi veya onarımı nedeniyle araçta teknik bir değer kaybı oluşmasa bile, aracın "Tramer Kaydı"na (Hasar Kaydı) işlenen verinin, alıcı nezdinde bir değer düşüklüğü yarattığını kabul edebilmektedir. Her somut olay kendi içinde değerlendirilmekle birlikte, yüksek kilometreli araçlar için de artık değer kaybı talep edilebilmektedir.

Hesaplama Nasıl Yapılmalı? Bilirkişi İncelemesi

Yargıtay kararlarına göre, doğru bir değer kaybı hesabı için mahkemeler veya Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından uzman bilirkişiler görevlendirilmelidir. Bilirkişi şu kriterleri baz almalıdır:

  1. Aracın modeli ve markası,

  2. Özellikleri (donanım seviyesi),

  3. Hasarın boyutu ve yapılan onarım işlemleri,

  4. Aracın kilometresi,

  5. Olay tarihindeki yaşı,

  6. Davacı tarafın iddiaları,

  7. Tüm dosya kapsamı ve piyasa koşulları.

Zamanaşımı Süresi Ne Kadar?

Araç değer kaybı taleplerinde zamanaşımı süresi, kazanın ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Eğer kaza, suç teşkil eden bir eylemden kaynaklanmışsa (örneğin yaralanmalı veya ölümlü kaza), Ceza Kanunu’ndaki daha uzun olan "Ceza Zamanaşımı" süreleri uygulanır.

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu

Dava açmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na gitmeden önce, ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur. Sigorta şirketi 15 gün içinde cevap vermezse veya talebi reddederse/eksik ödeme yaparsa hukuki süreç başlatılabilir.

Hukuki Süreçte Profesyonel Desteğin Önemi

Sigorta şirketleri, kar odaklı yapıları gereği genellikle minimum tutarı ödeme eğilimindedir. Yargıtay’ın "Gerçek Zarar" ilkesi gereği hakkınız olan tam tazminatı alabilmek için, sürecin uzman bir avukat gözetiminde, emsal kararlara dayandırılarak yürütülmesi şarttır. Eksik yapılan başvurular, hak kaybına neden olabilir.

Aracınızdaki değer kaybını tam ve eksiksiz tahsil etmek, Yargıtay’ın güncel kararları ışığında haklarınızı savunmak için Balta Karaca Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

RANDEVU ALIN! HEMEN ARA! WhatsApp